Ev...

Ev...
Otobüs
çalıştırıyor motorlarını. Cama dayanmış başım, motorun hırıltısıyla sarsılıyor.
Dalıp gittiğimi farkediyorum dışarı bakarken tam o an. İnsanoğlu düşünmeden bir
tek salise bile geçiremezmiş, bir yerde okumuştum bir zamanlar. Ama zihnimin
bomboş olduğunu hissediyorum. Kimbilir içten içe neler geçti aklımdan. Geçmişe
bir sünger çekmeye çalışıyorum, belki de ondandır bu derin boşluk. Geleceği ise
düşünemeyecek kadar yorgunum. Ama tuhaf bir huzur var yüzümde. Yaptığım
hatalar, yaşadığım kötü şeyler yüzümü ekşitiyor aklıma düştükçe. Hayatıma
dokunup geçen tüm kadınlar, canımı yakanlar, heder ettiğim dostluklar, kırdığım
ailem ve bunlar bir bir yaşanırken benden teker teker gün çalan elemler de buna
dahil. Bir daha kendimi böyle kötü hissetmek istemediğim için sağ elimdeki
sarımsak, sol elimdeki soğan olarak kalmasını istiyorum tüm bunların. Ama en
azından şimdilik, birkaç dakikalığına avcumu açıp bakmak istemiyorum.
Kolum kanadım düşmüş, başımı dik tutamıyor motorun ritmine ayak uydurmuş
titreyen cama inatla dayıyorum, biraz daha sert dayarsam tüm sarsıntıları
durdurabilecekmişim gibi sanki. Hâlâ evimi bulamamışken, evime dönüyor olmak ne
tuhaf şey. Hayat 1-0 önde olabilir. Ama bu maç daha bitmedi. Hatta yeni başlıyor.
Bir kez olsun kafamı kaldırmama müsaade ederse gücümü toplayıp kalkacak ve bir
ucundan tutacağım. Bu sefer yılların değil ama yaşanmışlıkların getirdiği
tecrübe olacak yanımda. Aynı hatalara düşmeyeceğim, bu sefer kaybetmeyeceğim
dostlarımı, benim yüzümden gözlerinden damla damla yaşlar süzülmeyecek hayatıma
giren kadınların. Artık evime gidiyorum. Ait olduğum yere. Gecenin ıssız,
sessiz ve tüyler ürpertici sükûnetinde, bir ben sanki; önümde bir kadeh rakı,
bir kadeh su. Rakıdan aldığım her yudumda eriyip bitirdiğim geçmişim, sudan
aldığım her yudumdaysa bilinmeyen geleceğime dair ferahlatıcı bir umut. Evet,
tam olarak bunu hissediyorum. Ve başımı yaslıyorum hareket etmeye başlayan
otobüsün camına. O eller bana sallanmıyor ama yine de hüzünleniyorum. Evet...
Evime gidiyorum.


















Konu: Hüzünlü şiir
İçim - dışım içsizlik bu gece
Hiçim - yokum ,hepsizlik,
saatler zamanı sen geçerken,
varım-yoğum, hissizlik
Sarhoşluğuma yıldızlar kayarken,
kadeh-şişe , dipsizlik
Kapı ziline, adım seslerine düşerken aklım
sabah-akşam, sessizlik
Geçmiş, gelecek, misafir evimde
Oda,duvar yalnızlık...
--------------------------------------
Baronio nasıl hüzünlü bi yazı yazmışsın öyle, bana böle bi şiir yazdırdın yahu:)
Bağlantı »