Ah Tarantino Ah...

İki adam sohbete
başlar. Neyden bahsettiği hakkında uzunca bir süre bir fikir edinemeyiz.
Düpedüz ortada geyiğin kralı dönmektedir. Hem de tam bizden bir geyik. Arasıra
benzer şekillerde hiçbir şey hakkında dakikalarca konuşup delicesine
eğlendiğimiz geyiklerden. Hatta bu geyikleri yapabildiğimiz dostlarımızı ara
sıra özler, o günlere dönmek isteriz. Muhabbet tam kasmaya, ağzımızdan "Bu
ne lan, böyle film mi olur" lafı çıkmaya meyillenip, dilimizin arkasında
yuvarlanmaya başlarken muhabbet bizi yakalar ve bir kahkaha patlatırız. Hemen
yanımızda bizimle birlikte filmi izleyen kişiye dönüp gülerek bir bakış atarız.
Bakışın altında "bu sahneye gülen tek salak ben miyim?" ya da
"bu sahneye güldüm ama tuhaflık bende mi?" sorularının yanıtını
bulmak amacı vardır. Muhtemelen yanımızdaki kişi de o an kopmuştur.
"Harbiden ya!" nidâsı akapella gibi yükselir odanın içinde. Filme
biraz daha gömülmeye başlarız. Ama muhabbet devam ediyordur masada. Adam bir
şekilde takıldığı gereksiz bir ayrıntıyı dakikalardır anlatıyor, karşısındaki
dikkatlice dinleyip, gerektiğinde onaylıyor, gerektiğinde de şiddetle karşı
çıkıp daha saçma bir tez sunuyordur. "Acaba kopulan ilk an bir kaza
kurşunu muydu?", "bütün film böyle mi gidecek" soruları kafada
uçuşmaya yeltenirken, bir sigara eşliğinde filme odaklanma çabası
taçlandırılır. "Amma uzattınız!" demeye fırsat tanımadan daha ilk
saniyesinde kulaklarımızı kendine tutsak eden muazzam bir müzik eşliğinde
büyülenip filme dalarız. Film başlamıştır! Hem de ne başlama! Eğer daha önce
karşılaşmadıysanız bu Quentin Tarantino'dur!
Not anymore!
Bu ne biçim bir
filmdir? Bundan birkaç saat önce bir Tarantino filmini yarım bırakıp,
saydırmaya başlayacağımı birileri söylese, gidip soğuk duş almasını falan
söylerdim herhalde. Ama bu da oldu. Daedalus'un geçen hafta içi;
"Tarantino'yu izledin mi?" sorusuna, "Hayır" cevabını
vermemin ardından dediği "Sakın!" kelimesinin içi bu akşam doldu. Ne
olursa olsun Tarantino'yu Tarantino yapan bazı güzellikler vardır diye aklımdan
geçiriyordum hep. Evet vardı. Müzikler, bazı göndermeler, kimi zeka parıltıları
güzeldi. Örneğin "bir açıdan çekerken içki içen Kurt Russell'ın kamera
açısı değiştiğinde ağzını siliyor olması, tekrar eski açıya geçtiğinde içki
içmeye devam etmesi", "Kızların fotoğraflarını uzun uzun çekerken,
kameranın Kurt Russell'a döndüğünde, fotoğraf makinesinin objektifinin kapalı
olması", "montajda kesim hatasına kurban giden küt diye değişen sahne
geçişleri", "sigara yanıkları", "siyah beyaz olmalar",
"süpermarkette çalan cep telefonu melodisi"... Bunlar aklımda kalan
bazı şeylerdi. Çok dikkatli seyredemedim, didikleyerek bakılsa daha bir dünya
güzellik çıkar içinden ancak bundan daha dikkatli izlenemez bu film. Ömrümde
Tarantino muhabbetlerinin bu kadar sıkıcı olabileceğini düşünemezdim. İkinci
filmin başındaki cafedeki yemek sahnesinde (şu çukura düşme falan filan)
kapattım filmi. Bir yazılanlara bakayım, acaba ben mi günümde değilim de çok
sıkıldım diye düşündüm. Yazılanları okuyunca tek sıkılanın ben olmadığımı
gördüm.
Robert Rodriguez
denen dangalağın rezil kepaze sinemasını Tarantino'ya bulaştırmış olmasına çok
üzüldüm. Bu yumurtladığı gereksiz proje de onun eseriymiş. Filmin ilk
yarısındaki yaratılmış olan "kalitesizlik" atmosferi, nedense ikinci
yarıda kendini kaymak gibi bir görüntüye bırakıyor. Böyle usta bir isim bunu
bilmeden yapmış olamaz kesinlikle. Bunu araştırıp öğreneceğim. Konunun dandik
olması tür filmlerinin doğası gereği, anladık. Ama amacın ne olduğu büyük bir
muamma. İyi bir kötü film çekmek mi, yoksa kötü bir kötü film çekmek mi?
Sonuçta B tipi filmlerin klasik özelliklerini izleyiciye tanıtmaksa olay bu
kadar şaşaaya gerek yoktu. Ama B tipi filmlerin klasik özellikleriyle süslenmiş
güzel bir film çekmekse amaç, Death Proof bunun yakınından bile geçmiyor.
Koca bir hayâl
kırıklığı kaldı yanıma kâr. Birçok yerde beğenenlere rastladım. Şimdi bu
beğenen kesimin nasıl bir profili olduğuna dikkat edeceğim. Acaba Tarantino'yu
ismen tanıyıp, "şimdi Tarantino filmine beğenmedim dersem, sinemadan
anlamadığım anlaşılır" zihniyetinin pohpohu mu, yoksa sinemadan anlayan
bir kesim hakikaten şu saçmalığı beğendi mi? Bir şans daha vermeyi pek
düşünmesem de, bir ihtimal belki yanılan benimdir avuntusu var içimde. Avuntu
diyorum, çünkü Tarantino'ya bunu yakıştıramıyorum. Böylesine kolay pes etmek
istemiyorum. Ama maalesef Death Proof kötü bir kötü film.


















0 yorum yazılmıştır