< Ah Tarantino Ah... - Siyah Perde - Blogcu



Sinema


22/9/2007

Ah Tarantino Ah...

http://cache.jalopnik.com/assets/resources/2006/10/death_proof_tarantino.jpg

İki adam sohbete başlar. Neyden bahsettiği hakkında uzunca bir süre bir fikir edinemeyiz. Düpedüz ortada geyiğin kralı dönmektedir. Hem de tam bizden bir geyik. Arasıra benzer şekillerde hiçbir şey hakkında dakikalarca konuşup delicesine eğlendiğimiz geyiklerden. Hatta bu geyikleri yapabildiğimiz dostlarımızı ara sıra özler, o günlere dönmek isteriz. Muhabbet tam kasmaya, ağzımızdan "Bu ne lan, böyle film mi olur" lafı çıkmaya meyillenip, dilimizin arkasında yuvarlanmaya başlarken muhabbet bizi yakalar ve bir kahkaha patlatırız. Hemen yanımızda bizimle birlikte filmi izleyen kişiye dönüp gülerek bir bakış atarız. Bakışın altında "bu sahneye gülen tek salak ben miyim?" ya da "bu sahneye güldüm ama tuhaflık bende mi?" sorularının yanıtını bulmak amacı vardır. Muhtemelen yanımızdaki kişi de o an kopmuştur. "Harbiden ya!" nidâsı akapella gibi yükselir odanın içinde. Filme biraz daha gömülmeye başlarız. Ama muhabbet devam ediyordur masada. Adam bir şekilde takıldığı gereksiz bir ayrıntıyı dakikalardır anlatıyor, karşısındaki dikkatlice dinleyip, gerektiğinde onaylıyor, gerektiğinde de şiddetle karşı çıkıp daha saçma bir tez sunuyordur. "Acaba kopulan ilk an bir kaza kurşunu muydu?", "bütün film böyle mi gidecek" soruları kafada uçuşmaya yeltenirken, bir sigara eşliğinde filme odaklanma çabası taçlandırılır. "Amma uzattınız!" demeye fırsat tanımadan daha ilk saniyesinde kulaklarımızı kendine tutsak eden muazzam bir müzik eşliğinde büyülenip filme dalarız. Film başlamıştır! Hem de ne başlama! Eğer daha önce karşılaşmadıysanız bu Quentin Tarantino'dur!

 

Not anymore!

 

Bu ne biçim bir filmdir? Bundan birkaç saat önce bir Tarantino filmini yarım bırakıp, saydırmaya başlayacağımı birileri söylese, gidip soğuk duş almasını falan söylerdim herhalde. Ama bu da oldu. Daedalus'un geçen hafta içi; "Tarantino'yu izledin mi?" sorusuna, "Hayır" cevabını vermemin ardından dediği "Sakın!" kelimesinin içi bu akşam doldu. Ne olursa olsun Tarantino'yu Tarantino yapan bazı güzellikler vardır diye aklımdan geçiriyordum hep. Evet vardı. Müzikler, bazı göndermeler, kimi zeka parıltıları güzeldi. Örneğin "bir açıdan çekerken içki içen Kurt Russell'ın kamera açısı değiştiğinde ağzını siliyor olması, tekrar eski açıya geçtiğinde içki içmeye devam etmesi", "Kızların fotoğraflarını uzun uzun çekerken, kameranın Kurt Russell'a döndüğünde, fotoğraf makinesinin objektifinin kapalı olması", "montajda kesim hatasına kurban giden küt diye değişen sahne geçişleri", "sigara yanıkları", "siyah beyaz olmalar", "süpermarkette çalan cep telefonu melodisi"... Bunlar aklımda kalan bazı şeylerdi. Çok dikkatli seyredemedim, didikleyerek bakılsa daha bir dünya güzellik çıkar içinden ancak bundan daha dikkatli izlenemez bu film. Ömrümde Tarantino muhabbetlerinin bu kadar sıkıcı olabileceğini düşünemezdim. İkinci filmin başındaki cafedeki yemek sahnesinde (şu çukura düşme falan filan) kapattım filmi. Bir yazılanlara bakayım, acaba ben mi günümde değilim de çok sıkıldım diye düşündüm. Yazılanları okuyunca tek sıkılanın ben olmadığımı gördüm.

 

Robert Rodriguez denen dangalağın rezil kepaze sinemasını Tarantino'ya bulaştırmış olmasına çok üzüldüm. Bu yumurtladığı gereksiz proje de onun eseriymiş. Filmin ilk yarısındaki yaratılmış olan "kalitesizlik" atmosferi, nedense ikinci yarıda kendini kaymak gibi bir görüntüye bırakıyor. Böyle usta bir isim bunu bilmeden yapmış olamaz kesinlikle. Bunu araştırıp öğreneceğim. Konunun dandik olması tür filmlerinin doğası gereği, anladık. Ama amacın ne olduğu büyük bir muamma. İyi bir kötü film çekmek mi, yoksa kötü bir kötü film çekmek mi? Sonuçta B tipi filmlerin klasik özelliklerini izleyiciye tanıtmaksa olay bu kadar şaşaaya gerek yoktu. Ama B tipi filmlerin klasik özellikleriyle süslenmiş güzel bir film çekmekse amaç, Death Proof bunun yakınından bile geçmiyor.

 

Koca bir hayâl kırıklığı kaldı yanıma kâr. Birçok yerde beğenenlere rastladım. Şimdi bu beğenen kesimin nasıl bir profili olduğuna dikkat edeceğim. Acaba Tarantino'yu ismen tanıyıp, "şimdi Tarantino filmine beğenmedim dersem, sinemadan anlamadığım anlaşılır" zihniyetinin pohpohu mu, yoksa sinemadan anlayan bir kesim hakikaten şu saçmalığı beğendi mi? Bir şans daha vermeyi pek düşünmesem de, bir ihtimal belki yanılan benimdir avuntusu var içimde. Avuntu diyorum, çünkü Tarantino'ya bunu yakıştıramıyorum. Böylesine kolay pes etmek istemiyorum. Ama maalesef Death Proof kötü bir kötü film.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »